Haberleşme kavramının yerine günümüzde iletişim kavramı yaygınlaşmaktadır. Çünkü iletişim yüz yüze sözle, gözle,  mimik ve jestle  haberleşmeyide kapsamaktadır.

Haberleşme hürriyeti evrensel insan hakları beyannamesinin 8. maddesiyle güvence altına alınmıştır ve bunun sağlanmasının teminatı verilmiştir. Bütün insanlar doğarken bu ve diğer temel haklarıyla doğarlar. Bazı devletler bu temel hakları vatandaşlarına sağlarken bazı devletlerde gasbeder.

Ülkesinde demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesini ve korunmasını hedefleyen liderler ve hükümetler vatandaşlarının haberleşme hürriyetini güvence altına alıyor ve uygulanmasına imkan tanıyor, biliyorki demokrasinin teminatı haberleşme hürriyetidir, basın hürriyetidir, biliyorki devlet millet içindir.

Millet devlet için değil. Bir ülkede demokrasinin yerleşip gelişebilmesi ve korunabilmesi ancak haberleşme ve basın hürriyeti ile sağlanabilir. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.

Dikta rejimleri ise haberleşme ve basın hürriyetini rejimlerinin geleceği için tehlike olarak algılarlar. Vatandaşlarının haberleşme hürriyetini kısıtlarlar ve hatta gasbederler, kendi lehlerine tek tip medya oluştururlar. Ülkesinde insanların olup-bitenden yani yanlış idarelerinden haberdar olmasını istemezler.

Halkın haberleşerek organize olup yanlış yönetimleri karşısına dikilmelerini istemezler. Böyle bir rejimde insanlar bir birlerinden ve dış dünyadan kopuk yaşarlar, Hitler Almanyasında veya bu gün Türkiye‘de olduğu gibi. Daha bir çok Asya ve Orta Doğu  ülkesini buna örnek gösterebiliriz. Halklar, her şeyin kötü gitmesine rağmen iyi gidiyor sanırlar, böyle anlatılır kendilerini.

Demokrasi; an itibarı ile dünyadaki mevcut rejimler arasında insana insanca yaşamayı sağlayan tek idare şeklidir ve demokrasiden geriye dönüş mümkün görünmemektedir.

Demokrasi  insanın insan gibi yaşayabilmesinin teminatıdır, Basın ve haberleşme hürriyeti ise demokrasinin teminatıdır. Demokrasi nefes gibidir, nefes alamayan demokrasi yaşayamaz tabiki insanda insan gibi yaşayamaz-

Haberleşme hürriyeti de  sınırsız değildir. Başkasına zarar verdiğiniz noktada veya diğer bir ifade ile başkasının hürriyetinin başladığı yerde bizim hürriyetiniz biter.

Bunun farkında olarak haberleşme hürriyetimizden sonuna kadar istifade edebiliriz. Sonu yani sınırı neresidir, başkasının hürriyetinin başladığı yer bizim hürriyetimizin sınırıdır.

Ülkemizde malesef katledilen haberleşme ve basın hürriyeti ile beraber demokraside katledilmiştir. İnsanlar yaratılışına uygun özgür yaşayamamaktadır. Bu durumdan kurtulmanın tek çaresi vardır. Korkmadan konuşmak. Korkmadan hakkını aramak. Korkmadan Hakkın yanında durabilmek ve savunabilmek.

Hakkı elinden gasbedilen İstanbul belediye başkanının çağrısı çok yerindedir. Konuşma vaktidir. Bugün ülke uçurumdan aşağıya gitti gidecek. Sanatçısı, sanayicisi, siyasetçisi, talebesi, işcisi, emeklisi ve kadını v.s. konuşmalı, kendisi için konuşmalı, çocuklarının ve torunlarının geleceği için konuşmalı, korkmadan konuşmalı.

Haberleşme hürriyetinin gasbettirmemeli. Köprüden önce son çıkış denir ya. Demokrasinin ve haberleşme hürriyetinin kurtarılması ve korunması için belki son şans.

Üllkemizi karanlığa gömmelerine müsade etmemeli, Batıdan Avrupadan, demokrasiden koparmalarına müsade etmemeli. Ülkemizi ortaçağ karanlığına götürmelerine müsade etmemeli. Ülkemiz Orta Asyaya ve Ortadoğuya  teslim edilmeden konuşulmalı, sonra konuşacak bir şey de kalmayacak konuşmaya mecalimiz de kalmayacak, Allahualem.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

eleven + three =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.