Öğretmen soruyu değiştiriverdi, Who am I ? Cevapsız kalıverdim. Bunu çok kez yaşadım ben.

Mesela ortaokulda Almanca öğreniyorum, kurallar basit, fiil sona gider, -st takısı alır vs… Konular birikince, birbiri ile ilişki kuramadım, nerede hangisi kullanılacak bilemedim. İnsanı tanımlamak veya kendimi tanımak ile ilgili de aynı problemi yaşadığımı söylenebilir.

Kalp var, vicdan var, akıl var, mantık var, nefis var… Hepsinin tek tek ne işe yaradığını bilirim. Ama insan neden kötülük yapar veya kötülükleri savmak için ne yapmalı, bilemem.

Bilemem dedim, çünkü bildiklerimi hayatımda uyguluyorsan, asıl olan odur. Gerek sahip olduğum salt bilginin ve gerekse yaşantıma yansımalarının seviyesi hakkında görüş belirtmem anlamsız olur. Bu konuda söz muhataplarıma düşmektedir.

Muhatap insan ise eğer, bilmenin derinliği de insan kadar olmalı. Bildim dediğimde her insan ile her iletişimi harika bir şekilde yönetiyor olmam gereklidir. Oysa bunu iddia etmem mümkün değildir. Sanırım lafı çok fazla uzattım. Zaman zaman insanları kırdığımı düşünüyorum. Ve bu beni çok fazla üzüyor.

Kalbim tüm insanları sev diyor, vicdanım kırılan kalplerin çektiği ızdıraptan dolayı kendince, bildiğince yanıyor, aklım ve mantığım istediğin şeylere ulaşman mümkün ama nefsini geriye al diyor, nefsim ise BEN diyor.
Özetle, hem muhataplarımın düşüncelerini önemsiyorum, hem donanımlarımı biliyorum, hem de insanları kırdığımda üzülüyorum diyorum. Ama yine de insanları istemeden kırmaya devam ediyorum.

Neden? Farkındalık kazanmak için sesli düşünerek kendimi bu konuda tahlil edeceğim. Herkesin realitesi farklı olabilir. Siz de insanları kırdığınızı düşünüyor musunuz? ve bunu neye bağlıyorsunuz ?

İletişimimde istenmeyen durumlar yaşadığımda, muhatabımı kırdığımda, çok kısa bir süre önce kendimi kötü hissettiğimi düşünüyorum. Kırılmamayı öğrendiğimde, kırmamayı başarabileceğim gibi görünmektedir.
Öğrenmenin sonu yoktur, dilerim benim için de böyle olur. Bildim demem benim için o kadar tehlikeli bir şey ki, ne zaman az biraz bu duyguyu hissetsem, dostlara takılır ayağım, normal zamanda çok rahat geçebildiğim tavırlara, söylemlere kırılabilirim.

Benimle taban tabana zıt düşünen, hatta hayat görüşüm ile alay eden kişiler ile iletişimimi yürütebilirim. Geçenlerde böyle bir sohbette kalbim öylesine çarpmıştı ki, yerinden fırlayıp gidecek sanmıştım ama bu arkadaşı kırmadığımı düşünüyorum.

Ama dostlar ile iletişim bir farklı, birlikte olmayı bekliyor insan, kader birliği yaptığımız insanlar ise çözüm konuşmayı bekliyor. Anlaşılmayı bekliyor insan, anladım mesajı verilmesini bekliyor. Konudan konuya atlandığında, çözümsüzlük bataklığında debelenirken, çözüm diye fitnenin bir parçası olurken, özgürce kendi düşüncelerimizi ortaya dökemezken, birilerine dayanma ihtiyacı hissederken kendimi yapayalnız, bir köşeye itilmiş kakılmış hissedebiliyor, kırılıyor ve kırıyorum.

Haklı mıyım, tabii ki, herkesin haklı olduğu kadar, haklı olduğu gibi…
Oysa haklı olmak sorumluluktur, herkes yanlış gördüğünü usülünce düzeltmekle sorumludur.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

six + 17 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.