Öncelikle bu konuda psikologlar, sosyologlar, aile danışmanları çok daha fazla şey söyleyebilirler ancak hayat bizimdir, ne hissediyor isek odur. Hayat kolay olmalı, akışına yaşanmalı. Her bilgimiz, donanımımız, faaliyetimiz hayatı kolaylaştırmaya yönelik olmalı.

Hayatımızı devam ettirmemize engel olan düşüncelerimiz, halimiz problem olarak tanımlanır. Aslında hepsinden belki bir parça hepimizde mevcuttur. Azı da, çoğu da problemdir. Çok sever isek de, az sever isek de problem olabilir, farklı yönlere kayabilir, farklı davranış bozuklukları şeklinde ortaya çıkabilir.

Hissettiğim, yaşadığım, farklı kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla bu konuyu beraberce ele alabiliriz.

İnsan kendisini bir aklıyla sevebilir bir de nefsiyle sevebilir. Nefis zaten BEN demektir ki; sevmek, beğenmek, en iyi, en güzel, en güçlü olmak istemek, her şeye sahip olmaya çalışmak şekliyle görünebilir.

Böyle bir sevgi, her insanın nefsi olduğu düşünüldüğünde kaostur, varlık savaşıdır. İnsan, istediği her şeyi, huzuru, mutluluğu belki de refahı, nefsini geri plana iterek, farkındalığa ererek elde edebilir. Belki de Kuran’da nefsine zulmetmek kavramı ile beyan edilen hâl, nefsin öne sürülmesidir.

İnsanın sevenlerini sevmesi, sevmek için sevilmeyi şart bilmesi tamamen aldanmışlık olabilir. Kendisini iyi hissettirenin kim olduğunun, ne iş yaptığının, ne yapmadığının önemi yoktur. Güzel bir söz, küçük bir hediye, menfaat karşılığında sevgisini, nefsini, hayatını, değerlerini satabilir, unutabilir, terk edebilir. Ancak beni sevenleri seviyorum diyen kişi, bu sözü bir farkındalığı ifade etmek için söylüyorsa, harika olmalı. Nefsin, eğer ciddi olarak üzerinde çalışılmadı ise, kendisini sevenleri sevmek gibi bir meyli vardır.

İnsan aklı ile donanımlarının farkına varabildiğinde de kendisini sevebilir. Donanımlarımızın ve sınırlarının referansının sonsuzluk olduğunun farkındalığı insanı kendisine aşık yapabilir. Muhataplarımızı kendimiz gibi, hatta kendimizle orantılı olarak biliyorsak eğer, böyle bir farkındalık ile insanları, tüm insanlığı sevmek mümkün olabilir. Böyle bir ufka ulaşabilmek çok muhteşem olmalı.
Zaten nefsi terbiye etmenin bir yolu da, onu akıl ve mantığın hizmetine verebilmektir. Tefekkür ettiğimizde, deneyimlediğimizde, farkındalığımızı artırdığımızda BEN demenin anlamsızlığı ile yüzleşmek mümkün olmalı.

Kendimizi sevmemiz, sevdiğimizi söylememiz farklı bakış açıları ile doğru, güzel, gerekli olduğu halde, sanki kötü bir şeymiş gibi bize bu konuda ikaz edenlere ne diyebiliriz ki…

Bir kişiye kendisini sevmemeyi tavsiye eden, ikaz eden, nasihat eden kişinin öncelikle bunu kendisinin yapıyor olması şarttır. Aksi halde sözleri tesirli olamaz, laf olsun diye konuşulan bir şey olur, hatta firavunluk bile olur. Kendisine hak görüp diğerlerine görmemek. Hangi kavram ile nitelenebilir ki. İnsan realitesini derinlemesine anlayabilen bir kişi, muhatabını direkt kritik edemez, nasihatında bile bir incelik olur, anlayana sivrisinek saz misali, nasibi olan alır.

Kendimizi sevmemek gerekli olsa bile, diğer negatif, kötü hallerimizden kurtulmak için yapılması gerekenler gibi bir yol izlenmelidir. Odaklanılmamalı ve iyi olanları hayatımızda çoğaltmak üzere gayret edilmelidir. Kötü hallerine odaklanarak iyiliklere ulaşmış bir insan olmamalı. Bu yöntem ile yollarda takılıp kalanlar, farklı yollara sapanlar ise pek çok. Gerçekten her dediğimizi yapmaya hazır birisi olsa ve ona şunu yapma desek, onu güzelliğe yönlendirmiş olmayız, sadece bir kötülükten vazgeçirmiş oluruz.

Kişinin kendisini sevdiği için bir takım iyi olmayan şeyler yaptığını düşünen ve bu kişiye nasihat vermek isteyen:

-Onu sevmelidir, sevmediği bir insanın iyiliğini istemek mümkün olamaz.

-Anlamalıdır, asıl problem nedir, nerede nasıl bir düşünce kayması, tecrübe eksikliği var bilmelidir.

-Vakit ayırmalıdır, anlamak için, anlaması, kabul etmesi, yaptığının farkına varıp dönebilmesi için.

-Göstermelidir, örnek olmalıdır.

Aksi halde nasihatın bir anlamı olamaz. Hatta insanların düşünce dünyalarına dalarak, ortalığı kırıp geçirmemiz hiçbir şekilde doğru olarak karşılanamaz. Her şeyi en iyi bilsek, tüm problemlerini ve çözümlerini bilsek dahi, sadece iç dengelerini kurmasına yardımcı olabiliriz. Herkes kendi iç dengesini ancak kendisi kurabilir, kendi kararlarını kendisi verebilir, esas olan budur.

Kişinin düşünce dünyasından dışarı sızıntılar, yaşantısına yansıyanlar olamaz denilemez ama sızıntılar var diye içeri dalınamaz anlamına gelmez. Sızıntılar usülünce konuşulabilir, deneyim, farkındalık için fırsat verilebilir.

Özetle kişiye kendini sevme denilemez. Aslında hayat sevgidir ve sadece özgür olanlar sevebilir…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

three × 3 =