- Reklam -

Çocuklar televizyon seyrederken odaya girdiğinde, çoğunlukla oğluna ya da kızına şunun sesini biraz daha açın derdi. Onlar da tamam baba, ama sen de kulakların için doktora gitsen iyi olur demeyi de ihmal etmezlerdi.

Duyularda olduğu gibi iklimlerde de farklılıklar olur değil mi?

Biri Sibirya soğuklarında, diğeri Afrika sıcaklarında dünyaya gelmiş iki kişiyi hayal edelim. Her ikisinin de üniversite öğrenimi için gittikleri iklimi çok güzel bir ülkede tanıştıklarını ve günü geldiğinde de mutlu bir yuva kurduklarını düşleyelim. Tabii ki aynı evde, aynı odada birlikte pek çok zaman geçireceklerdir. Birisi sıcaktan pencere açmak isterken diğeri üşüyebilecektir. Çünkü çok farklı iklimlerde hayata gözlerini açmışlardır.

Bu konu ve benzeri durumlarda nasıl bir yaklaşım ortaya koyarsam çözüme katkı sağlayabilirim denildiğinde sıkıntılar küçülürken, mutluluklar artmaya devam edecektir.

Bir de duygu iklimleri vardır ki, Sibirya soğukları ya da Afrika sıcaklarından çok daha fazla insan hayatında önem arz ederler.

Bazı insanlar ilgisizlik ya da terk edilmişlik gibi dondurucu bir iklimde hayata gözlerini açarlar ve bu havayı teneffüs ederek büyürler.

Kimileri de attığı her adımın, aldığı her nefesin takip edildiği hissinin oluşturduğu bunaltıcı bir iklimde başlarlar hayata.

Bazıları da adeta her an şimşeklerin çaktığı, gök gürültülerinin yankılandığı bir tedirginlik ve korku ikliminde varlık sahnesindeki yerlerini alırlar.

Elbette sevilmenin, güvenebilmenin, seçim yapabilmenin ve daha pek çok güzelliğin hazzının doya doya yaşanabileceği harika bir iklimde hayata gözlerini açanlar da vardır.

Aslında her insan sahip olduğu parmak izlerinin benzersizliği gibi, kendine özgü, benzersiz bir iklimin içine doğar.

Bu çeşit çeşit iklimlerde şekillenmiş duygusal duyarlılık farklılıklarına sahip insanlar okullarda, iş yerlerinde, ailelerde ve hayatın akışı içinde pek çok durumda bir araya gelirler.

Başlangıçta çocuklar bu farklılıkları değerlendirebilecek konumda olmasalar bile, sağlıklı bir kültürel zemin ve eğitim sistemi içinde birlikte yaşamanın sırlarını öğrenerek büyüyebilirler.

İnsanlar bu duyarlılık farklılıklarını göz önünde tutarak diğerini/diğerlerini anlamayı tercih edebildiklerinde rahat nefes alabilecekleri bir atmosfer oluşturabilirler. Yoksa hayat herkes için her yeni günde çok daha bunaltıcı bir hale gelebilecektir.

Bir de savaş, çatışma, şiddet, ayrımcılık, göç ve benzeri travmatik anıları olan insanlar vardır ki, bu kişilere elbette çok daha özel bir hassasiyet gösterilmelidir.

İşitme ve sıcaklık gibi duyulardaki duyarlılık farklılıklarını anlamak ve çözüm üretmek nispeten kolaydır. Duygulardaki duyarlılık farklılıklarını anlamak ve uygun yaklaşımlar ortaya koymak ise çok daha özel bir çaba ve özen gerektirir.

Birlikte yaşadıklarımızın duyarlılıklarını anlama ve iklimini güzelleştirme çabası, hem günümüz hem de geleceğin dünyasına sunulabilecek en büyük armağandır.

- Reklam -
Önceki İçerikDortmund, Wolfsburg’u iki golle geçti
Sonraki İçerikAKP’li başkandan takipçi sayısını artırmak için tatil vaadi

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

18 + 9 =