Bizim konumuz çocuklar neden yalan söyler ve suçlu kimdir. Yetişkinlerde bir kişilik bozukluğu belirtisi olan yalan, çocuk dünyasında bir benlik savunma yöntemidir. Çocuk benliğine yönelen tehdidi, bazen yalan söyleyerek savmaya çalışır. Böylece benliğini yalan vasıtası ile koruyabildiğini öğrenerek yalanı bir benlik savunması olarak kullanmaya başlar.

Çocuk ruh dünyasına bakıldığında, hangi tür yalan olursa olsun, bir çocuk yalan söylüyor veya gerçekleri inkar ediyorsa, onun üzerinde baskı vardır diyebiliriz. Birçok anne ve baba çocuklarını yetiştirirken bir yandan baskı oluşturuyor, diğer yandan da bu baskılar altında kişiliğini korumak için yalan söylemeye meyil eden çocuklarına “sakın yalanını yakalamayayım, o zaman daha fena yaparım” diyerek, korkunç bir yanılgının içine düşüyor.

Bu insan psikolojisi ile ciddi bir çelişkidir. Hem baskı kuracaksın, hem de bu baskının doğal sonucu olan yalan söyleme davranışının ortaya çıkmaması için ikinci kez baskı oluşturacaksın. Bu tarz bir anne ve baba tutumu bir süre sonra çocuğun duyarsızlaşmasına, hissizleşmesine ve arsızlaşmasına neden olur. Çünkü bir yandan baskı vardır, diğer yandan da çocuğun kaçacağı yollar kapalıdır. Bazen de anne ve babalar çocuklarının yalanını yakalamak için bir dedektif gibi onların peşinde gezinmekteler. Sözlerini didik didik inceleyip doğruluğunu araştırmaya girişmekteler. Halbuki Anadalu pedagojisinde, kişinin ayıbı araştırılmaz. Bir kişinin yalanı ortaya çıkartılacak olsa, bu kişi bir sonraki sefere daha usta bir yalancı olur. Yalanı ortaya çıkartan sebepleri yok ederek, usta ve duyarsız bir yalancı halini almaya başlar.

Çocuğun gerçekleri inkar etmesi veya yalana başvurması, her zaman negatif bir baskıdan kaynaklanmaz. Yani anne ve babanın çocuğu üzerinde illa şiddete ve cezaya dayalı negatif bir baskı kurmuş olması gerekmez. Çocuğun üzerindeki sevgi ve şefkat hissi ile oluşturulmuş olan “minnet duygusu da” bir baskıdır. Çocuk anne ve babasının kendisine karşı aşırı ilgi ve sevgisini kaybetme korkusu ile de benliğinde bir baskı hisseder. Ya da çocuk üzerinde oluşan aşırı beklentiler de çocuğun anne ve babasına gerçekleri olduğu gibi aktarmasına engel olur. Gerçekleri değiştirerek, olayları inkar ederek, olayların içeriğini farklılaştırarak anne ve babasına anlatabilir.

Örneğin, çocuklardaki sınav kaygısının temel sebeplerinden biri anne ve baba veya sosyal çevrenin çocuk üzerinde oluşturduğu beklentilerdir. Bu beklentiler çocuğun benliğine yönelen tehditlerdir. “Geçen yıl, komşunun oğlu / kızı ne kadar yüksek not aldı, inşallah sen de onun gibi yüksek not alırsın“ sözü çocuğun benlğine yönelen bir tehdit oluşturur. Bir de çocuk, kendisine bu sözü söyleyen kişiye karşı sevgi duyuyorsa ise, ortaya çıkacak olan manzara içler acısı olabilir.

Malesef birçok anne ve babalar olarak bu hataları yapıyoruz, üstelik bu yanlışları doğru diye yapıyoruz. Evlenen bütün çiftlerin evlednikten sonra en kısa zamanda çocuk eğitimi ile ilgili en az iki-üç kitap okumaları gerektiği ortadadır. Tabiki evlenmeden evlilik – çocuk eğitimi üzerine kaitaplar okumak daha ideal olur. Çocuklarımıza kıymayalım, önce biz doğru davranalım ki çocuklarımız da doğru yetişsinler, doğru davransınlar, doğru yapsınlar.

Kaynak Eser: Çocukluk sırrı / Adem Güneş

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

five × 4 =