Mahallemizde emekli bir Alman komşum var. Adı Günther. Fakat ben ondan bahsederken hep ‘Günther abi’ diyorum. Hidayeti için sürekli dua ettiğim bu insana yarın bir gün iman nasip olursa sadece adını söylemek saygısızlık olacak çünkü. Benimkisi şimdiden bir nevi ağız alıştırmak. Hem de dua niyetine geçsin diye.

Kafa kağıdında ‘katolik’ yazsa da katıksız bir ateisttir Günther abi. Ben ona Allah’ın (c.c.) varlığından bahsetmeye çalıştıkça, kendisi O’nun (c.c.) hep yokluğunda inat ediyor. Halbuki Almanlar da daha yakın tarihe kadar çoğunluğu dindar bir milletti. Neden sonra çoğu kalplerinden inancı söküp attı. Günther abi de öyle. Her ne kadar kalpte O’na (c.c.) yer verilmese de, dil hep O’nu (c.c.) ikrar ediyor ne hikmetse.

Tıpkı Türkçede olduğu gibi Almancada da hayatın neredeyse her safhasında Allah’tan (c.c.) bahsederiz. İhtiyarî ya da gayr-i ihtiyarî. Farkında olarak ya da olmayarak.

Selamünaleyküm’ derken O’nun (c.c.) adıyla selamlaşırız. Vedalaşırken ‘Allah’a (c.c.) emanet ol’ ya da ‘Allahaısmarladık’ deriz. Fakat itikat zayıfladıkça dil de bundan nasibini alıyor. Bugün ‘kendine iyi bak’ diyor zamâne gençleri. Oysa en hayatî fonksiyonu olan nefes alıp vermeyi bile kendi başına halledemeyen bir varlık, kendine ne kadar iyi bakabilir ki? Eskiler zaten bu yüzden Allah’a (c.c.) emanet etmemiş miydi bizi?

Dualar O’na (c.c.) yöneltildiği için haliyle dualarda O’nun (c.c.) adı geçer. ‘Allah yardımcın olsun’, ‘Allah kabul etsin’ gibi. Fakat yeryüzünde öfkelenip küfür ederken bile Allah (c.c.) diyen ikinci bir millet yoktur sanırım. ‘Allah cezanı versin’, ‘Allah müstehâkını versin’ gibi.

Daha da ilginç bir örnek sarhoşlarımızdır. Adam içip içip sokağa çıkıp patlatıyor nârayı ‘heyt Allah bee’ diyerek. Oysa içmeyi Allah emretmiyor ki. Nefis emrettiği halde hangi sarhoşun ‘heyt nefsim bee’ diye bağırdığını duydunuz ki? Bizim sarhoşumuz bile Allah diyor.

Gelelim Günther abi’nin anadili Almancaya. Türkçeyle birçok benzerlikler var. Duyguların ifade edilmesinde Allah lafzı, yani ‘Gott’ kelimesi çok kullanılır. Hayret ederken ‘Großer Gott (büyük Allah’ım), ‘gerçekten’ manasına ‘Weiß Gott’ (Allah bilir), şaşırırken ‘o mein Gott’ (aman Tanrım) bazı örneklerdir. Her ne kadar rahatlama ifadesi olsa da Almanların Allah’a ‘Gott sei dank’ diyerek bir nevi şükretmeleri bile bize çok benziyor.

Tıpkı bizde olduğu gibi selamlaşırken ‘Grüß Gott’ diyerek Allah’ın selamını kullanır Almanya’nın bazı bölgeleri. Yine bazı yöreleri vedalaşırken ‘Gott befohlen’ (Allah’ın emriyle) der. ‘Gott sei’s getrommelt und gepfiffen’ diyen bir Alman ise, bir konuda oldukça rahata kavuşmuş demektir. Yine bazı yöreler ‘Vergelt’s Gott’ (Allah karşılığını versin) derler. Yani bununla size teşekkür ederler.

Gnade dir Gott’ ifadesini duyduğunuzda bir Almanın sizi tehdit ettiğini bilin. Bir konuda fikri ya da bilgisi olmayan bir Alman ‘Gott weiß’ (Allah bilir) veya ‘Bin ich der liebe Gott?’ (ben Allah mıyım?) diye mukâbele eder.

Allah’a dua da eder Alman dostlarımız. Ölenin arkasından bizim ‘Allah rahmet eylesin’ niyâzımız onların kullandığı ‘Gott hab ihn selig’ (Tanrım onu bağışla) deyimini hatırlatıyor hemen. Yine ölenin ardından ‘Gott nahm ihn zu sich (Allah onu yanına aldı) denir. Hatta bu deyimde ‘Gott’ yerine ‘Allah’ kelimesini kullanan Almanlar bile gördüm.

Ant içerken ‘So wahr mir Gott helfe’ (Allah yardım ederse), aklî dengesi bozuk olana ‘von Gott verlassen sein’ (Allah tarafından terk edilmiş), çok tanıdığı olana da ‘Gott und die Welt kennen’ (Tanrıyı ve dünyayı tanımak) deyimleri geçer Almancada.

Biz Türkler havadan sudan konuşuruz ya. Almanlar da oradan buradan konuşmaya Allah’tan (c.c.) ve dünyadan konuşmak derler. Deyimin orijinali de şöyle: ‘Über Gott und die Welt reden’.

Resmî makamı olmasına rağmen kendisine teşrifatçı muamelesi yapılan mülkî amirlere de ilginç bir benzetmesi vardır Almanların. ‘Ein Grüß-Gott-August’. Eski zamanlarda yaşamış aptal bir August’tan esinlenilmiş bu deyimde. Çok zengin ve lüks içinde yaşayana da ‘Er lebt wie Gott in Frankreich’ (Fransa’da bir Tanrı gibi yaşıyor) denir.

Gelelim bir de Almanların sarhoşlarına. Bizimkiler içtikten sonra nâra atıyor. Almanların sarhoşları ise kadeh tokuştururken. ‘Hopfen und Malz, Gott erhalt’s’ (şerbetçiotu ve malt, Allah ziyade etsin) diyerek içtikleri biranın hammaddelerini Allah’ın (c.c.) eksiltmemesi için bir nevi dua ediyorlar.

Sarhoşu bir kenara tembel birisinden bahsederken bile Allah (c.c.) lafzı geçer. Zamanı boşa harcayana ‘dem lieben Gott die Zeit stehlen (Allah’ın vaktini çalmak), veya ‘den lieben Gott einen guten Mann sein lassen (Allah’ı iyi bir adam olmasına bırakmak) denir. Gerçi son deyimin tercümesinde itikâdî açıdan sakıncalar var. Çekilmez bir hâlin bir an önce bitmesi için de Günther abi gibi dostlarım ‘Mein Gott, lass Abend werden’ (Allah’ım artık akşam olsun) deyimini kullanırlar.

Sahasının en başarılısı olanı da hâşâ Allah’a benzetirler. Örneğin en iyi futbol oynayan, bir ‘futbol tanrısıdır’. Yani ‘Fußballgott“. Son Dünya Kupası finalinde Arjantin’i yenerek kupanın sahibi olan Almanya’nın bu başarısı ertesi gün bir gazetenin manşetinde şu şekilde verildi: ‘Ihr habt den Papst, wir die Götter’ (Papa sizdeyse, Tanrılar bizde).

Günümüzde artık çok kullanılmayan bir deyim daha vardır: Sevimsiz, antipatik insanlar için ‘Jemanden hat Gott im Zorn erschaffen’ (Allah birisini öfkeyle yaratmış) denirdi. Ve daha buraya sığmayan nice sözler ve deyimler var Almancada.

Sözün özü Almanlar da tıpkı bizim gibi Allah (c.c.) lafzını çok kullanıyorlar. Sebebi ise bir zamanlar çok dindar bir topluluk olduklarıdır. Kalpteki inanç dile yansıyor çünkü. Nasıl ki dinle fazla işi olmayan bazı Türkler, herşeye rağmen Allah (c.c.) kelimesini günlük hayatta çokça telaffuz ediyorlarsa, Günther abi gibi Alman dostlarımız da sürekli O’nu (c.c.) anıyorlar. İnsansa da inanmasa da.

İşte görüyorsun Günther abi. Her ne kadar kalbinden Allah’ı (c.c.) söküp atmış olsan da, dilinde hep O (c.c.) var. Allah’sız (c.c.) olmuyor be Günther abi.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.