4 yaşında bir erkek çocuğu annesini ele geçirmiş durumda. Neden mi? Gözlemlediğim kadarıyla çocuğun kendi akranları ile arasıda iyi değil. Çünkü hep kendi dediğinin yapılmasını istiyor, çocuklar bu durumdan rahatsız, yapmak istemiyorlar ama çocuk hırçınca davranışlarıyla, ağlayarak topuklarını vurarak işini halletmeye çalışıyor. Tabi daha baskın gelen başka bir çocukla mücadele edemeyen çocuk, soluğu annesinin yanında alıyor.

Daha ne olduğunu anlamadan çocuğunu dinlemeden bir hışımla kalkan annesi kendini odada buluyor. Çocuk ağlamaklı ve başarmanın verdiği bir sevinçle çocukları onu oynatmadığını şikayet ediyor. Evladına kıyamayan anne, çocuklara insanlık dersi vermeye kalkıyor, kardeşlikten girip arkadaşlıktan çıkıyor, evet zafer oğlunda gözüküyor sonunda.

Annesinin himayesinde amacına ulaşıyor.  Bir yandan da mevlüt masasının üzerindeki çikolatalardan oldukça götürüyor. Tam ben annesine uyarıda bulunacakken başka bir bayanın hamlesi ile karşı karşıya kalan çocuk kendini yerden yere atıyor. Annesi  ’’hayır oğlum kesinlikle yemiyeceksin, çok yedin hasta olursun gibi sözlerle ile ikna etmeye çalışsada nafile, çocuk tecrübeli, denemiş bu yöntemi. Anneyi izlerken bu kez kararımda yanılmışım diye içimden tam geçirmiştim ki, anne kendini yerden yere atan çocuğuna kıyamayıp elinde bir tabak çikolata ile yanına  gelmez mi, ben ise korku filmi izler gibi gerginim.

Başka bir hadise  ders çalışmamasından şikayetçi olan anne, biricik evladına vasiyetlerde bulunuyor. Derslerinde başarılı olursan sana en sevdiğin o bisikleti alacağım ama ders çalışmazsan unut o bisikleti gibi sözler. Sonuç mu? Başarılı olmamasına rağmen bisikleti olan çocuk.

Küçükken komşumuzun haylaz bir kızı vardı. Pakize, annesi sürekli okumayacak bu Pakize der, dertlenip dururdu. Okumayacağına garanti gözüyle bakılan Pakize’ yi bari bir meslek öğrensin diye, kız meslek lisesine yazdırdılar. 3 yıl boyunca Pakizenin annesi sabahlara kadar kızının ödevini yetiştirmek için nakışlar yaptı. Sonuç mu? Pakize ev ödevinden iyi notlar aldı. çünkü annesi becerikliydi ama hala hiçbir işi yapamayan,  herşeyi yarım kalan, anne baba bağımlısı bir kız oldu.

Bütün kıyafetleri ütülü herşeyi tam takım çocuklar yetiştiriyoruz maalesef, onun yerine düşünüyoruz hatalarına hep biz çareler arıyoruz, yaralarına hemen merhemler sürüyoruz. Düşmeyen, yara almayan çocuklar yetiştiriyoruz. Sonuç mu ?

Sonucu yine bir hikayeyle bitireceğim

Ormancı birgün  ormanda gezerken bir kelebeğin kozadan çıkmak istediğini görür. Rengarenk kanatları ile sevimlimi sevimli, küçük kelebekcik çırpınır, daracık kozasında. Ormancı küçük kelebekçiğe yüreği dayanmaz, yardım edeyimde kolayca çıksın, yaralanmasın diye düşünür ve kozasına çıkabileceği kocaman bir delik açar.

Bu sayede kelebek kozasından kolayca çıkabildi. Fakat çıkmaya daha hazır değildi, bedeni hala kuru ve kanatları buruş buruştu. Adam, kelebeğin gücünü toplayıp, kanatlarını açıp, uçacağını düşünüyordu.  Ama Kelebek kozasından zamanından önce çıkmıştı. Ne kadar çabalasa da uçamadı ve buruşmuş kanatlarıyla yerde sürünmeye devam etti.

Adam iyi niyetli bir şekilde kelebeğe yardım etmeyi istemişti ama bilmediği nokta; kelebeğin kozadan çıkmak için çabalaması, bedenindeki sıvının kanatlarına gitmesini ve bu sayede doğru zamanda kozasından çıktığında uçabilmesini sağlayacaktı. Çıkarken sarf ettiği çabalar terler onu hayata bağlayacak antibiyotiklerdi. Hayatta yaptığımız hatalar, baş ettiğimiz mücadeleler bize göre hüsranla da sonuçlansa bir sonraki adıma daha da güçlü baslamamızı sağlar.

Sizde bırakın çocuklarınızı kendi dertlerinin üstesinden kendileri gelsinler.

Helikopter gibi çevresinde uçmayın. Sizin o kıyamayıp yaptığınız davranışları, fedakarlıkları alışkanlık haline getirirseniz bunu fedakarlık olarak görmekten vazgeçip bir vazife bir mecburiyet olarak görürler.

Bırakın kelebeginizi uçmayı kendi çabaları ile öğrensin…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

2 × four =