ABD Başkanı Donald Trump'ın Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ı istemesi ABD ve Avrupa'yı büyük gerilime sürüklemiş durumda. Almanya ve Fransa’nın başını çektiği Avrupa ülkelerinin 4 senaryo üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
Avrupa başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme yönündeki söylemleri karşısında alarm durumuna geçti. Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan ve dünyanın en büyük adası konumundaki Grönland’ın Washington tarafından hedef alınması, yalnızca Arktik güvenliği değil, NATO’nun geleceğini de sorgulatıyor. Paris ve Berlin başta olmak üzere Avrupa’nın önde gelen başkentleri, ABD’nin olası bir hamlesine karşı “askeri seçenek” dahil “birlikte hareket etme” mesajı veriyor.
Almanya’nın diğer ülkelerle “yakın koordinasyon” içinde olduğu belirtilirken, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Danimarka’nın egemenliğine yönelik herhangi bir tehdide Avrupa ortaklarıyla birlikte karşılık verileceğini vurguladı. Reuters’a konuşan diplomatlara göre, Avrupa’da masada dört temel senaryo bulunuyor: Uzlaşma arayışı, Grönland’a büyük bir mali destek paketi, ekonomik misilleme ve son çare olarak askeri caydırıcılık.
Trump yönetimi, Grönland’ın ABD’nin ulusal güvenliği açısından “hayati” olduğunu savunuyor ve Danimarka’yı Çin ile Rusya’nın Arktik’te artan faaliyetlerine karşı yetersiz kalmakla suçluyor. Washington, buzulların erimesiyle açılan yeni deniz yolları ve ada çevresindeki maden potansiyelini stratejik bir fırsat olarak görüyor. NATO içinde ise tehdidin abartıldığı, ancak Trump’ı yatıştırmak için Arktik’te daha fazla tatbikat ve asker konuşlandırılması gibi adımların gündeme gelebileceği konuşuluyor.
Brüksel ve Kopenhag’ın bir diğer seçeneği, Grönland halkına ABD’nin vaadettiği mali teşviklerden daha cazip bir paket sunmak. Avrupa Komisyonu’nun 2028 sonrası bütçe planlarında Grönland’a ayrılan kaynakların yaklaşık iki katına çıkarılması, altyapı ve maden yatırımlarının desteklenmesi öngörülüyor. Amaç, bağımsızlık yanlısı kesimlerin Washington’a yönelmesini engellemek.
Eğer gerilim tırmanırsa, Avrupa Birliği’nin “ticaret bazukası” olarak bilinen uygulama devreye sokulabilir. AB, ABD’ye karşı geniş çaplı ticari misillemeler uygulayabilecek güce sahip olduğunu hatırlatıyor.
Ancak en karanlık senaryo, ABD ile Avrupa ülkelerini askeri anlamda karşı karşıya getirmesi. Danimarka’nın talebi halinde Avrupa ülkelerinin sınırlı da olsa Grönland’a asker göndermesi, ABD açısından caydırıcı bir “tetikleyici” etki yaratabilir. ABD’nin adada bir askeri üssü bulunduğu biliniyor.
Öte yandan tartışmayı daha da sertleştiren açıklama ise emekli Fransız General Michel Yakovleff’ten geldi. Yakovleff, Trump’ın Grönland hamlesi nedeniyle NATO’nun çökmesi halinde Avrupa’nın ABD askerlerini kıtadan çıkaracağını savundu. “ABD ile savaşmayız, gücümüz yetmez” diyen Yakovleff, buna karşın Ramstein ve Napoli gibi kilit üslerin boşaltılacağını, Akdeniz’de tek bir Amerikan gemisinin bile kalmayacağını ileri sürdü. “Bu bir savaş değil, bir boşanma olur. O zaman konu generallerin değil, avukatların işi” sözleri, krizin ittifakın temellerini sarsabilecek boyuta ulaştığını gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’tan dikkat çeken bir hamle geldi. Trump, sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda ülkesini çevreleyen zorlu güvenlik ortamını işaret eden Trump, “Senatörler, Kongre üyeleri, bakanlar ve diğer siyasi temsilcilerle yapılan uzun ve zorlu müzakerelerin ardından, özellikle bu son derece çalkantılı ve tehlikeli dönemde ülkemizin yararı için, 2027 yılı askerî bütçemizin 1 trilyon dolar değil, 1 buçuk trilyon dolar olması gerektiğine karar verdim” ifadelerini kullandı.
